Bu konuda uzmanlarımıza da ses vermek lazım, Üsküdar Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi ve NPİSTANBUL Nöropsikiyatri Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Aslıhan Dönmez, "pazartesi diyetçileri" diye tarif edilen bu kişilerin "diyet-yeme atağı-diyet" kısır döngüsünde dönüp durduklarına dikkat çekerek şöyle konuştu:"Pazartesi diyetçileri; diyet yapmaya karar verip diyete başlayan, birkaç gün diyet uyguladıktan sonra yeme atakları yaşayıp diyeti bozan, sonrasında pişmanlık ve suçluluk hissedip tekrar diyet yapmaya karar veren kişilerdir. Diyet-yeme atağı-diyet kısır döngüsünde dönüp dururlar. Bu durumun iki temel nedeni vardır: Doğru ve kendileri için uygun diyeti yapmıyor olmaları ya da diyet yapma becerilerinin gelişmemiş olması. İşte diyet yapma becerilerden bazıları: Farkına vararak yeme: Çoğunlukla hızlı ve ne yediğimizin farkına varmadan yiyoruz. Oysa beyne "doydun" sinyali yemeğe başlandıktan 20 dakika sonra ulaşıyor. Eğer öğünümüz 5-10 dakika sürüyorsa, tabağımızdaki yiyecek bittiği halde kendimizi tok hissetmeyiz. Dolayısı ile biraz daha yemek alabiliriz. Bu da daha fazla yememize neden olur.
Duygusal yemenin engellenmesi: Olumsuz bir duyguyu (öfke, üzüntü, can sıkıntısı vb.) gidermek için yemek yiyorsak aşırı yeme olasılığımız fazladır. Üstelik yemek yeme olumsuz duyguyu sadece kısa vadeli olarak giderir, uzun vadedeyse kilo almanın yarattığı suçluluk ve pişmanlık kişiyi gene duygusal yemeye iter.
Egzersiz yapma: Spor yapmamak için çoğunlukla bahane üretiriz; yorgunum, zamanım yok, üşeniyorum gibi. Oysa sadece alınan kaloriyi azaltmak uzun vadede kilo vermek için yeterli olmaz, harcanan kalorinin de arttırılması gerekir.
Zayıf insanlar gibi düşünebilme: İnsan davranışlarını düşünceleri yönlendirir. Yeme ve kalori harcama konusunda zayıf insanlar gibi düşünebilirsek, diyet yapma davranışlarımızı da yönlendirebiliriz.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder